“Şimdi ben oldum yeniden, kaçıncı kez yitirdiğim bulduğum..”*

Aslında daha başka yazılarla başlayacaktım anlatmaya; çocukluğumdan, ilk aşkımdan, vs. dem vuracaktım. Gel gör ki, tersten başlamaya karar verdim bugün..

Zamanın içinde çok şey değişiyor, gelip geçiyor, yaşadıklarımız, yaşamadan içimizde ukde kalanlar, tam 12'den vurduklarımız, ıskaladıklarımız, teğet geçtiklerimiz..

Yaşam yolunda yürüken, insan en çok kendini yitiriyor, zaman zaman..

Yine de, şu günlerde bana öyle geliyor ki, “şimdi ben oldum yeniden, kaçıncı kez yitirdiğim bulduğum..”

Tuhaf şeydir insanın en son kendinin fark etmesi kendini yitirdiğini ve artık iş işten geçmiş gibi görünür fark ettiğinde.. İş işten geçmiş gibi görünür de, geçmemiştir.. Ben bunu gördüm, bunu bildim zaman içinde. Dünya(m) yıkılır, ben onu baştan kurarım!

Kendime kızarım, kendimi severim, bozarım, yaparım.. Değiştim, değişiyorum, olabildiğince, bilebildiğimce, becerebildiğimce, daha doğru bir 'ben'e doğru.. Tekrar tanımlayıp, tekrar tanıyorum kendimi, yeniden ve yeniden..

Uzun bir toparlanma sürecinin ardından, şimdi ben oldum yeniden; ama yitirdiğim ben değil, yeni bir ben, hem aynı, hem başka..

Tazeledim, yaşamla ve kendimle ilişkimi; başka türlü bakmalar, başka türlü tatmalar öğreniyorum her gün; bir elim bildik sevdik Akdeniz'de belki, ama diğer elim yeni denizlerde geziyor..

Hiçbir şey olması gerktiği gibi değilse de, halimden ve kendimden memnunum görece..

Yitiyorsa da saflığımız yaşadıkça, insan bir yan duruyor içimde.. Ne mutlu.. Hep bu insan haller de olsa acıtan içimi, son kertede yüzüm güleç, insan kalabildikçe..

Böyle şeyler..

Bugün benim doğumgünüm!

“Zamanın üzümleri şarap olmuş..”*

O şarapla demleniyoruz inceden..

:)


-------

* Ezginin Günlüğü - İlk Aşk (Söz: Hüsnü Arkan)

Hiç yorum yok: