"Cahalet mutluluktur!" denir sık sık; ama hangi 'cehalet' ya da hangi 'mutluluk' diye sormak akla gelmez pek.. İşe birinci soruyla başlayalım: Hangi cehalet?
Cehalete övgü yeni değildir elbette..
Yine de biz görece yakın bir örneği hatırlatalım önce: Rousseau, tam da Aydınlanma'nın palazlanma zamanında "Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev"i kaleme almış ve Bilenler'e karşı 'cehalet'i övmüştür.
Gelin görün ki, överken bir ara geriye dönüp Sokrates'in "Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir" sözünü de anmıştır.
Peki nasıl bir cehalettir Sokrates'inki?
Bil(me)diği nedir?
Türkçe ifadedeki mantık hatasıyla başlayalım işe:
Çifte olumsuzlama: "Hiçbir şey bilmemek"
Bilmediğim ne?
- Hiçbir şey
Bu durumda her şeyi biliyor oluyorum. Sokrates'in söylemek istediğinin bu olmadığı hepimizce malum.. Hatta, bu tam da, hem onun hem de Rousseau'nun eleştirdiği kavrayıştır.
Onun söylemek istediği "bildiğinin hiçbir şey olduğu"dur. Ama nasıl bir 'hiçlik'tir bu, ne'ye göre hiçliktir, neden hiçliktir? Sokrates gibi "Bilge" bir kişi neden böyle demiştir? Nasıl bir cehalettir onunki?
Onun cehaleti, bilgece bir cehalettir!
Anılan ve övülesi
ve mutluluk arayışıyla alâkalı olan,
"bilmeme" ya da
"öğrenme/anlama isteği/çabası yoksunluğu/yoksulluğu",
başka bir deyişle,
"kuru cehalet" değil (!),
bilinenin
bilinesi/bilinebilecek olan karşısındaki
(muhtemel) yetersizliği
ve bunun da ötesinde,
yanılabilirliğin farkındalıktır!
Rousseau'nun itirazının da özü burda yatar bence. Eleştirdiği, bilim'den çok, pek çok çağdaşının "bil(ebil)diği"ni "bilinebileceğin kendisi" ve "mutlak doğru" sanmasıdır.
Bilgece cehaletteki "mutluluk", bilme özleminin yanısıra taşınan "bilmediğini (de) bilmek"ten ve "yanılabilirliğin farkındalık"tan gelen huzursuz bir hazdır. Çünkü bu mutluluk, mutsuzluğu da içinde barındırır ve ancak bu ikili kavrayış bu sözcüğe/duyguya anlam verebilir/yükleyebilir. Övülesi olan ve mutluluk veren bilmekten vaz geçmek değil, bu çabayı andığımız farkındalık/bilgelik içinde sürdürebilmektir.
"Kuru cehalet"te mutluluk aramak boşluğa sarılmaktır!
Ki boşlukta ('mutlak hiçlik'te) her şey gibi mutluluk/mutsuzluk da anlamını yitirir..
"Peki 'bilgece cehalet' görelilikte yitiş mi demektir?"
ve
"Hangi mutluluk?"
sorularını daha sonra ele almak üzere bir kenara bırakıyorum...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
aydınlanma açlıktır daha fazlası için mücadele ve acı getirir. cehalet kabullenmeyi ve sabitlenmeyi getirir. buda değişime ve değişimin getirdiği belirsizlik ve acıya dirençtir. eğerki cehalet ihtiyacı karşılamaya engel değilse kendi kendini korur. acıyı gerçeği sancıyı umutsuzluğu hayal kırıklığını görmez. cehalet gerçek mutluluktur.
Yorum Gönder