Beden saati tik-tak, hayret içindeyim bak (İnsan ve Zaman: Bir tuhaf alışkanlık..)

Bu beden (vücut) saati denen şey ve dakikliği beni hep hayretler içinde bırakmıştır..

Hepimiz ara sıra yaşarız, tam da alarm çalmadan önce açarız gözümüzü, ki alarm başka saate dahi kurulsa.. Ya da bazen, bugün benim başıma tekrar geldiği üzere, yatmadan "yarın şu saatte" kalksam cümlesindeki "şu" saatte sadece 1-2 dakika sapmayla kalkmak söz konusudur..

Benim aklımdaki şu ki, yamuluyorsam bilenler düzeltsin, bu "zaman" dediğimiz mevhum, hele de bir saat altmış dakika bir gün yirmi dört saat şeklindeki taksim tamamen insan 'netice'sinin (bkz. 'popo'sunun, 'kıç'ının, bilemedin 'göt'ünün) bir ürünü değil mi? Biz bir tarafımızdan uydurmadık mı bu sistemi arkadaş?

Yani, öyle ayın hareketi, mevsimlerin kendileri ve aralarındaki geçişi, havaların durumu, gak-guk gibi açıklamaların vücut ritmi ve halet-i ruhiye konusunda söyleyecek birkaç bir şeyi varsa bile, bu 'dakik'liği (bkz. 'dakika') açıklamadaki işe yararlığı ziyadesiyle şipheli değil mi?

Saatin insan hayatındaki tarihi nedir ki sonuçta?

Zaman (ölçümü) hep önemli olmuş elbette, ama bugün tanıdığımız 'dakik' mekanik saatin tarihi gitse gitse 500-600 yıl gidiyor geriye.. Cep saati halinde gündelik hayatımızda yaygınlaşması ise olsun olsun 100 yıllık bir konu..

Demem o ki, beden denen nesne bu 'dakik' ritme kendini nasıl uydurmuş ki, 1-2 dakika sapmayla işleyebiliyor..

Öyle ki her bedenin kendi saati var! Öyle sen öylesin, ben böyle, insan çeşit çeşit vırk zırk değil anlatmak istediğim. Her beden kendi cebindeki saate uyuyor!

Ben yıllardır 15 dk ileri saat kullanıyorum örneğin; o saate göre hareket edip hiçbir yere geç kalmayıp her yere erken gidiyorum, vs.

Benim bedenim de o saate uymuş. Örneğin dün gece biraz fazla takıldım, saat üçü geçiyordu yatarken; ama yapmam gereken de bir sürü şey var, "saat 10'da kalksam iyi olur" dedim kendime.. Alarm falan da kurmadım. Nerde ne olup hatırlamadığım bir rüyada kim olduğunu çıkaramadığım tanıdık bir kadın sesi yumuşakça uyaran bir tonda ve sadece "Burak!" dedi, gözümü açtım, telefomundaki saat 09:58'i gösteriyordu. Oysa ki dünya saati Almanya'da 09:43'ü gösteriyordu o sırada.

Birinin rüyamda ses etmesi gerekmiyor elbette; bu sefer (ki ilk defa) böyle oldu.. Zamanı gelince öylece hiç yoktan açıyorum gözümü pek çok kez. Önemli olan nokta, benim bedenim benim cebimdeki saate göre tepki veriyor her zaman için.. O saatin 'dakik'liğine uydurmuş kendini..

Tuhaf şeyler..

Bak sen şu işe..

Hey gidi hey..


İki defa büyük hevesle başlayıp, ilgiyle de okuduğum halde bir şekilde yarım bırakmak zorunda kaldığım "Saatleri ayarlama enstitüsü" geldi aklıma.. Bir yerden bulsam da bu sefer sonuna kadar okusam.. Türkçe edebiyat okumayalı da çok oluyor zaten..

Hiç yorum yok: