Tembellik iyidir! (ya da tembelliğin sınıfsal analizi)

Kusura bakmayın çalışkanlar; ama dost acı söyler: Tembellik iyidir!

Ciddiyim bu arada, şaka yapmıyorum, hiç öyle bıyık altından gülme havalarına girmeyin, insan konuşuyor burda, başçavuşun eşeği değil!!! Germeyin lan beni! Tövbe tövbe...


Şimdi demiyorum ki "Haydi hep beraber (ya da tek tek tabii.. :P) yan gelip yatalım, vs."

Ama insandaki "tembellik" geni "iyidir" diyorum. (Malum, artık her şeyi genlerle açıklıyoruz. Bu konuda da 3-5 laf ederdim; ama, hadi bugün girmeyeyim, kırmayayım akşam akşam kimsenin genini..)


İnsanın tembelliğe olan eğilimi teknik ilerlemenin temel taşlarındandır!

Hatta başka bir yerde de değindiğim üzere, tembellik olmasa hala daha ağaç dallarında, mağara köşelerinde yaşıyor olurduk.

Ama işin kaçınılmaz bir diyalektik tarafı da var; tembellik edebilmek için emek vermek gerekiyor. Gel bir de burdan yak!


Örnekleyerek açıklamak gerekirse:

Eski insanlar nasıl beslenirmiş?

Evet, avcılık ve toplayıcılıkla.

Sonra ne olmuş?

Demişler ki:

"Lan maymun gibi daldan dala meyve peşinde dolan;
daldan düş çömleği kır;
geyiğin, bizonun peşinde it gibi koş;
kaplanı çıkar, mamutu teper..."

veee

"Nereye kadar lan böyle?
Biraz rahat benim de hakkım değil mi?
Az tembellik etsek fena mı olur?"

Budur!

Sonra, gelsin arpa-buğday tarımı,
köpeğin-koyunun evcilleştirilmesi,
dört mesim yaşamalık, dört duvar, dört köşe evler, vs....

İnsan bunca emeği neden vermiş?
Bunca gelişme ne için?

Bir gıdım rahat, bir nebze huzur
ve doya doya tembellik için.

Ama erememiş "büyük insanlık"* o vuslata.

Çünkü zamanında üç beş şerefsiz (afedersiniz) allem edip kallem edip sınıflı toplumun temellerini atmışlar. (Zamanla da öyle bir kurumsallaşmış ki, silkip atabilene aşk olsun..) [Bu arada bunlar da bazen tam tembellik edemeyebiliyor, yani işin başka diyalektik, felsefi ve psikolojik boyutları var; ama her şeyi de bir defada yazamam ki, değil mi? Devam ediyoruz...]

Sonuçta, büyük insanlık çalışmış, onlar göt büyütmüş.

Burdan itibaren ilerleme iki koldan gerçekleşiyor:

1) Hala tembelliğe ermek isteyen, umutlu büyük insanlığın işini kolaylaştırmak için yaptığı basit buluşlarlarla (ne yazık ki sonra bunlar kendisine karşı işliyor); ve

2) Göt büyütücü sömürgen asalak şerefsizlerin zenginlikliklerine zengilik katmak maksadıyla çeşitli alanlarda teşvik ettikleri ve tabii ki üretim güçlerinin gelişmesinde de yansımasını bulan bilimsel-teknik ilerlemelerle.


Bugün geldiğimiz noktada, büyük insanlığın her türlü temel ihtiyaçlarını rahatlıkla giderebilecek ve bolca da tembellik edebilecek gelişmişlik düzeyindeyiz; ama olmuyor, neden?

Çünkü, sınıflı toplum temelinde tembellik lüks bir üründür.

Eldeki seçenekler şunlardır:
a) Sömürgen olmak (Kolay değil o, herkes sömürgen olabilse, sömürecek adam kalmaz değil mi?)
b) Yarı sömürgen olmak (Bu, sömürgenlerin sömürme işlerinde teknik ve lojistik desteği sunarak masa kenarından, tabak artıklarından beslenerekten sömürüden kısmetinize düşeni almak oluyor. Sınırlı iyi, bir miktar da ara kademe kadro var burda.)
c) Sömürülmek (büyük insanlığın hayatta kalabilme yolu)
d) Sömürülememek (halk arasında bilinen adıyla "işsizlik") ya da ölülük (bildiğin "mevta") [Bunlar aynı şeylerdir demiyorum; ama ortada bir bıçak sırtı ilişki de yok değil hani...]
e) Hiçbiri (delisi divanesi bu gruba giriyor) ya da ölülük [ Bunlar aynı şeylerdir demiyorum; ama ortada bir bıçak sırtı ilişki de yok değil hani... (Bir karışıklık yok, evet, aynı açıklayıcı parantez içi, tekrar.)]

Büyük İnsanlığın tembelliğe giden haklı mücadelesi ve insani ilerlemenin önünün açılması bu yapının ortadan kalkmasına bağlı sevgili dostlar.

Ben bunu bilir, bunu söylerim.

Hadi bakalım...


----------------


*Büyük İnsanlık

Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
tirende üçüncü mevki
şosede yayan
büyük insanlık.
Büyük insanlık sekizinde işe gider
yirmisinde evlenir
kırkında ölür
büyük insanlık.

Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter
pirinç de öyle
şeker de öyle
kumaş da öyle
kitap da öyle
büyük insanlıktan başka herkese yeter.

Büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor.

Nazım Hikmet

----------------

Bu konuyla ilgili, tabii ki bu yazıdan bağımsız ve (gerçekten) değerli bir eser var, okuyun, okutun:

Paul Lafargue / Tembellik Hakkı

Hiç yorum yok: